Fx fprex te ne gibi değikenlerle işlem yapacağımızı bilirsek piyasa hakkındaki çok sağlam tiyoları kendimiz daha rahat değerlendirip buna göre hareket elde etme imkanımız olur.
Ekonomik data, her yönüyle piyasayı etkileyecektir. Makro iktisadi teorilerle birlikte, sistemi gözönünde bulundurarak beyin
jimnastiği yapalım:
Piyasalarda bildiğiniz gibi makro ve mikro iktisadi sistemler aynı anda işler.Fakat bizim işimize şu an makro iktisadi sistem dengede iken, paranın faiz-döviz ve borsa’ya plase edilmiş olduğunu varsayalmı. Böylesi bir denge
durumunda, bizdeki gibi tasarruf açığı bulunan sistemlerde dönen yatırımların büyük bölümünün yabancı kaynaklı olması istenecek ve
çeşitli yollarla teşvik edilecektir. Ülkedeki Hisse Senedi Piyasası’ndaki alım-satımlar yerel para cinsinden yapıldığına göre, ülkede
hisse senedi yatırımı yapmış olan yabancı yatırımcıların döviz getirip bu dövizleri yerel paraya çevirdikleri, daha sonra da yerli para
ile hisse senedi yatırımı yaptıkları açıktır. Şimdi bu durumda yabancı yatırımcılar açık pozisyon taşımakta ve yerel paranın
devalüasyon riski, yatırım yaptıkları şirketin ticari riski ve ülkedeki enflasyon riskini taşımaktadır. Bu durumda enflasyonun
beklentilerin üzerinde çıktığını varsayalım. Yüksek enflasyon şirketler için yükselen kaynak maliyeti anlamına gelecektir. Böylesi
durumlarda maliyet fiyatlara yansıtılacak ve genel olarak fiyat düzeyi yükselecektir. Genel fiyat düzeyinin arttığı ortamda, yerel
para ile sabit ücret alan kesim için reel gelir düşecek ve tüketim azalacaktır. Sonuç, fiyatların yükselip, satışların düşmesi olacaktır. Tam
rekabet piyasası dikkate alındığında, şirket karlarının düşmesi beklenmelidir. Durum ile ilgili beklentiler bu yönde ise, yerel şirketin
hisselerini satın alarak ortaklık kuran yabancı yatırımlar, ortağı oldukları şirketin hisselerini satarak nakte geçmeyi isteyeceklerdir.
Bu durum da hisse senedi piyasasında bir düşüş ile beraber, yerel paraya olan talebin artması neticesinde kısa vadeli faizlerin
artması sonucunu doğuracaktır. Oldukça basit yaklaştığımız yukarıdaki hikaye, ne yazık ki tek yönlü bir bakış açısıdır ve pek çok
varsayıma dayanmaktadır. Ayrıca parametrelerdeki küçük değişiklikler sonucu dramatik olarak değiştirebilecektir. Ancak yine de
temel hatlarıyla doğrudur ve model olarak kabul edilebilir. Benzer gelişmeleri diğer ekonomik gelişmeler karşısında da yaşamak
mümkündür. Örneğin sıkı para politikası neticesinde yerel paranın aşırı değerlenmesi beklenir. Bu durum, reel getirisi yüksek kısa vadeli
faiz düzeyi yaratacaktır. Yükselen faiz oranları, bankalar için yüksek maliyetli kaynak anlamına geleceğinden, kredi faiz oranları
da yükselecek ve reel anlamda yatırım güçleşecektir. Bu durum ise reel sektörü yatırım yapmaktan uzaklaştıracak, kaynakları faize
yöneltecektir. Kaynakların faiz araçlarına kayması yine faiz araçlarını gözde kılacak, hisse senedi piyasasına olumsuz yansıyacak
ve kısa vadeli araçları ön plana çıkaracaktır. Bu durumun kısa vadeli etkisi mevcut bono pozisyonlarının zarar etmesi, gecelik
repo oranlarının yüksek seyretmesi ve hisse senetlerinin genelde değer kaybetmesi anlamına gelecektir. Aslında makro
düzeyde baktığınızda bu durum; reel ekonomide durgunluk, küçülme, işsizlik, toplumsal fakirleşme, devletin borç yükünün artması ve
şirketlerin zarar etmesi sonucunu yaratmaktadır. Şimdi de yukarıdaki senaryoların tersi bir durum düşünelim: Yüksek enflasyon
ve siyasi belirsizliğin olduğu bir ülkedeyiz. Ülkede ciddi bir tasarruf pastası olmadığı için sermaye birikimi de sözkonusu değil. Böyle bir
durumda yabancı fon girişini sağlamak için, yabancı kaynağın teşvik edilmesi gerekir. En kabul edilebilir teşvik yolu da yüksek faizli
araçdır. Böylesi bir teşvik örtülü kur garantisi, ya da çağrıştıran türev sistemlerle birlikte sunulmuş olabilir.
Netice itibariyle, sistemi
ayakta tutmak için dış kaynak belirli bir orana dek sisteme çekilebilmiş ve yabancı sermaye ile sisteme kaynak yaratılabilmiştir.
Taraflardan birisi risk karşılığı yüksek gelir elde etmekte, diğeri ise ekonomik sistemini sürdürebilmektedir Sistem yukarıda
bahsedildiği şekliyle dengedeyken ülkedeki siyasi yapı değişir ve yeni bir hükümet gelir. Eskisinden daha güçlü ve geniş tabanlı olarak
oluşturulmuş hükümetin öncelikli icraat listesinde enflasyon ile mücadele vardır. Buna göre güçlü hükümet, birkaç yıllık bir süreç için olumlu
vaadlerde bulunmuş, dahası sözkonusu vaadleri yerine getirmeye kararlı ve buna mukdedir görünmektedir. Sözkonusu güçlü yapı
ve vaadler, netice itibariyle kısa sürede enflasyonda düşüşü öngörmekte, bu da devamında faizlerde düşüş beklentisini ifade
etmektedir.Herhangi bir ekonomik sistemde genel faiz hadlerindeki düşüş, kaynak maliyetini (kredi faizleri, fırsat maliyetini, vs.)
düşürecektir.Bu da üretici için ucuz kaynak anlamına gelecektir. Ucuz kaynak daha çok iş, daha çok üretim, daha çok satış, daha çok
isdihdam ve daha çok kar anlamına gelecektir. İşlerin iyiye gideceği beklentisinin yukarıdaki sistemi tetikleyeceği beklentisi ile,
yabancı yatırımcı yerel reel sektöre en hızlı yatırım yapabileceği sisteme, borsaya yönelir. Böylece reel sektörün elde etmesini
beklediği büyüme ve karlılığa en kısa ve kolay yoldan ortak olmaya çalışmıştır. Bu yönelim, sisteme yeni kaynak girişi ile birlikte Hisse
Senedi fiyatlarında hızlı artışı, hisseye gidecek paranın bir kısmının bonodan çıkması durumunda bono faizlerindeki yükselişi,
dövizden gelecek para olması durumunda ise döviz satışlarından kaynaklanan dövizdeki düşüşü ifade edecektir. Öte yandan sistemin
stabil hale geldiğinin sinyalleriyle, kamunun daha rahat borçlanabileceği gerçeği, faiz hadlerini daha da aşağı çekecektir. Bu da
kamu finansman maliyetini aşağı çekecek ve faiz araçlarının nominal getirisini düşürecektir. Görüldüğü gibi farklı senaryolarda,
makroekonomik gelişmeler olmakta ve bu gelişmeler tüm sistemi ve sistem katılımcılarının beklentilerini etkilemekte. Netice
itibariyle ister para piyasası, ister döviz piyasası, isterse sermaye piyasası olsun, tüm piyasalar aynı mantıkla hareket
etmektedirler. Piyasayı oluşturan katılımcılar, ekonomiden aldıkları sinyaller doğrultusunda tahminlerde bulunurlar. Kendi
kafalarında oluşturdukları beklenti ve tahminlerle harekete geçerler; harekete geçmeleri ile sistem etkilenir ve yeni şartlar oluşur.
Yeni şartlar, yatırım araçlarının yapısını, risklerini, vadelerini ve getirilerini etkiler. Bu yaklaşım bizi önemli bir noktaya götürmektedir:
Makro ekonomik değişiklikler piyasa katılımcılarının davranımını doğrudan etkileyebildiğine göre, araçları da getiri, vade ve risk olarak
etkileyecektir. Bu durumda ekonomik değişiklikler izlenmeli ve bunların araçlar üzerindeki etkileri incelenmelidir.Ekonomik gelişmeleri izlerken bunları tabiiki ilk ay izleyip diğer aylar gidişata göre hareket etmek değil her an değişen çok sayıda piyasa değişkeninden haberdar olarak değerlendirmeliyiz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder